Bookmark and Share
RAVZAGÜLLERİ   HABERLER
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sen aşkı ömrünce tanımadınsa
Sevmek ne demektir bilemezsin sen
Bir resme bakıp da ağlamadınsa
Özlemek ne demek bilemezsin sen

Seni terkederken yıkılmadınsa
Sevda kurşunuyla vurulmadınsa
Herşey bitti derken kahrolmadınsa
Ayrılık ne demek bilemezsin sen

Bildiğin yollarda kaybolmadınsa
Geceye dost diye sarılmadınsa
Seccadeni serip ağlamadınsa
Özlemek ne demek bilemezsin sen

Seni terkederken yıkılmadınsa
Sevda kurşunuyla vurulmadınsa
Herşey bitti derken kahrolmadınsa
Ayrılık ne demek bilemezsin sen

SÖZ-YORUM:S.ÜMİT YÜKSEL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 16:43  

Sen son cümle ben noktayım
Bitme bensiz bitme sakın
Bana benden uzaktayım
Sana senden fazla yakın

Sen körebe ben yoktayım
Azlığını bildim çokun
Hem karada hem aktayım
Gözsüz görüp elsiz dokun

Her yakına ıraktayım
Nerde hani nerde kokun
Sekizinci duraktayım
Yedi renge bıçak sokun

Su bende ben kuraktayım
Var uzakta yok'ta yakın
Sana bensiz varmaktayım
Sakın durma gitme sakın

SÖZ-YORUM:S.ÜMİT YÜKSEL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 05:10  

Sevdiğim tut yüreğimden benim
Sevdiğim aklım firarda
Göz bebeklerimde hep sen varsın
Yüreğimde ay kesiği bir yara

Düşlerim kırık dökük
Umudumun boynu bükük
Senin omuzlarında sükut et
Yüreğim sana emanet sıkı tut

Tut ki hain pusulara düşmesin
Tut ki sevdiğim senden başkasını
Görmesin gözüm sevdiğim
Ne zaman o senin gördüğün zaman

Ne sevda o senin eski gördüğün sevda
Benim sevdam halı tezgahında dokunmaz
Benim sevdam nakış nakış bir sultanın ellerinde
Yüreğime yazarım sevdamı sevdiğim

Sevdalılar asil ve de yürekli olmalı
Sevdiğine bırakmalı kendini güvenmeli
Beni herkez sevdaya asi sanır sevdiğim
Oysa AŞK beni nerde görse tanır

Hasret tanır zulüm tanır ölüm tanır
Yüzün yüzümden utanır yorgunum sevdiğim
Ne elinden ekmek isterim ne bir bardak su
Ne de senleyken uyumak var gücünle yüreğime dokun

Al senin olsun derim çok ihtiyacım var inan buna
Uzat ellerini yüreğime dokun usülce tut ellerimi
Bir tek senin ellerini tutarım sevdiğim
Tut beni ne olur tut ellerimi istersen inanma bana

Ama beni yanlış tanıma sevdiğim bu gönül sevdi seni bir kere...

SÖZ-YORUM:S.ÜMİT YÜKSEL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 06:19  

Garip bir mecnunum
Bu gurbet ellerde
Leyla çok uzaklarda

Ravzanın gülleri
Ha soldu solacak
Ümid çöl yağmurlarında

Çöl yağmurları gibi
Yağ ıssız çöllerime
Erit n'olur benliğimi

Çöl yağmurları gibi
Yağ ravza güllerime
Büyüt körpe hislerimi

Ben karasevdalı
Ben yüreği yanık
Sultanım dizildim yollarına

SÖZ-YORUM:S.ÜMİT YÜKSEL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 05:48  

BİR AH KALDI BENDE EY SEVGİLİ
ADINI MIHLADIM YÜREĞİME EY NEBİ
SEVDAMSA İçİMDE,KUŞATMIŞ KALBİMİ
HASRET SANA BU CAN,RUHUM KALBİMİN ESİRİ...

ESARETİNİ çöZERSE,SEN çöZERSİN KALBİMİN
BİR SEVDA Kİ İçİMDE YANAN,SöNMEYEN ATEŞİNDEYİM
YÜREĞİMDEKİ DERDİN,DERMANI SENSİN SEVGİLİ
GEL ARTIK NE OLUR,SENSİZ BU CEHENNEMDEYİM...

KARANLIK GECELERİN,SABAHISIN SEN öNDERİM
YÜREK SANA SEVDALI,SEVDANLA YAŞIYOR BEDENİM
GöREMEZSEM SENİ,İçİM YANAR CAN NEBİM
RUHUM SENİNLE BERABER,NİYAZIMLA İZİNDEYİM...

NE OLUR BİR KERE GöREYİM NUR CEMALİNİ EY SEVGİLİ
NE OLUR SEVGİLİM ,BEKLETME SANA HASRET
BU ZAVALLI YÜREĞİ...

SÖZ-YORUM:S.ÜMİT YÜKSEL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 14:17  

Gözlerin can yakar cemalin beni
Çatma kaşlarını gönül güzeli
Mevlam kudretinden yaratmış seni
Çatma kaşlarını gönül güzeli...

Sevdalı çekeni erdirdi kâra
Veçhini göreni düşürdün zara
Sevenler yalvarır güzelim sana
Çatma kaşlarını gönül güzeli...

Sevdiğim uğruna bütün mülkümü
Eller sitemde etse çekerim yükünü
Sevdalıyım söylerim sana türkümü
Çatma kaşlarını gönül güzeli...

Seven anlar sevda çeken derdinden
Kula zerar gelmez kulun merdinden
Bir gül yanar öten bülbül sesinden
Çatma o kaşını gönül güzeli...

Fatıma annemce duruşun gördüm
Zeynepçe hizmette erişim gördüm
Gizli söyleyemem,Ahvalini sordum
Çatma kaşlarını gönül güzeli...

SÖZ-YORUM:S.ÜMİT YÜKSEL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 11:01  

Sebep sorma Seviyorum diye seni
Sebep sorma bana Aşk ekmek
Su gibi gerekli şu cana
Aşk nedir bilir misin...

Aşk güneşe benzer aydınlatır
Gecenin ardından sabahı
Ümit olur, ışık olur
Karanlık geceye...

Senin aşkın ümitsiz gönlümde
İnan ki gönlümde güneşe eş
Aşk dediğin su gibi akıp gider
Alabildiğince durdurak bilmeden...

Geçip gittiği yere hayat olur
Bülbüller öter gül bağlarında
Ve onsuz toprak kurak
Hayat çok uzak olur...

Güneş ve su olunca hayat olur
Senin aşkın olunca bu garib
Gönlümde bayram olur
Bayram olur gönlümde sevipte sevilince...

Her şeye rağmen karşılık beklemeden sevmek
SENİ SEVİYORUM demek zor değil
Zor değil SENİ SEVİYORUM demek
Zor olan tertemiz bir sevgiyi
Tertemiz yaşatan bir YÜREK...

SÖZ-YORUM: HABİBE CESUR

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 12:37  

Aldır beni,aldır beni
Dost yoluna döndür beni
Bak yüzüme güldür beni
Aşığın olayım senin...

Yandır beni,yandır beni
Pervaneye döndür beni
Sevgin ile doldur beni
Aşığın olayım senin...

Al gönlümü sende kalsın
Aşkından gayrı birşey kalmasın
Senden gayrı hiç olmasın
Aşığın olayım senin...

Aşık oldu gönlüm sana
Şu sevgini göster bana
Bir bakam senden sana
Aşığın olayım senin...

Seni gördükten sonra
Düştüm hasret pazarına
Bülbül gibi dost bağında
Aşığın olayım senin...

Aşkını ver sen bana
Yüreğimi verim ben sana
Yandım yakıldım uğruna
Aşığın olayım senin...

Talibi oldum rü'yana
Yandım yakıldım uğruna
Şu gözlerinle nazar et bana
Aşığın olayım senin...

SÖZ-YORUM:S.ÜMİT YÜKSEL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 04:32  

Bu gönül düştü aşkına
Döndüm divane şaşkına
Nazar eyle Gavsım ne olur
ALLAH MUHAMMED aşkına...

Hem acizim günahım var
Huzurunda ederim ar
Etme gönlüme kimseyi yar
Nazar eyle Gavsım bana...

Gidecektim gidemedim
Himmet Gavsım diyemedim
Ben gönlüne giremedim
Nazar eyle Gavsım bana...

Bu garip gözler yolunu
Tutuver elini kolunu
Şaşırmasın Hakk yolunu
Nazar eyle Gavsım bana...

Sensin benim tek habibim
Hem Sultanım hem Sahibim
Sensiz bir hiç bir garibim
Nazar eyle Gavsım bana...

Ne zaman kısmet olacak
Bu gönül huzur bulacak
Geceme güneş doğacak
Nazar eyle Gavsım bana...

Sofiler döküldü yola
Dilleri benziyor bala
Bize de nasip kısmet ola
Nazar eyle Gavsım bana...

Tuttu bırakmaz dünya beni
Sanki kıyamet mahşer yeri
Ölmeden bir görsem Seni
Nazar eyle Gavsım bana...

Nakşetmişsin Sen gönlüme
Nazar eyle bir yüzüme
Gözüme yüzüme özüme
Nazar eyle Gavsım bana...

Yunus gibi himmet diler
Ağlar gözyaşların siler
Ancak ozaman yüzü güler
Nazar eyle Gavsım bana...

Muhtaç himmetine Habibe
Dünyalar gayri neyine
Talip oldu Hak sevgine
Nazar eyle Gavsım bana...

SÖZ-YORUUM: HABİBE CESUR

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 10:08  

Hane-i saaddet'te kapı açılır
aleme mis gibi kokun saçılır
karşında her nesne bin kat küçülür
merdivenlerden nazlı inişin var ya.!

tutulmuş nefesler tüm gözler sende
nisa'da can gitti sanki bedende
cübbene uzanırken istemesen de
ellerin arasından sekişin var ya.!

kulaklar sesini duyduğu zaman
zaman tünelinde duruyor zaman
karşında erimiş göz göze o an
'nasılsınız'? diye soruşun var ya.!

huzurunda bin örtüye dolansam
bükülse boynum, ateşte yansam
perişan halimden biraz utansam
yine de merhametle gülüşün var ya.!

adımın uzanır nurlu bir ize
düşürür göreni bir garip köze
adapta duranlar çökmüşler dize
camiye yürüyüp gidişin var ya.!

bil ki gülündedir cennet kokusu
bil ki elindedir dünya tapusu
bil ki açılmıştır cennet kapısı
camiden içeri girişin var ya.!

dökülür orada bütün günahlar
feryatlar figanlar gönülden ahlar
kızıldeniz misali yarıldı saflar
yaratılmışa selam verişin var ya.!

mihraba yürüyen güzel bir gönül
huzura süzülen beden sanki tül
kokuyu terk etmiş milyonlarca gül
misvağı dişine sürüşün var ya.!

gurbet elde bir diyarda gibi
idrak dışı bir nazarda gibi
huzurla duruşun huzurda gibi
tekbirle namaza duruşun var ya.!

mihrapta imamsın mihrapta mısın?
yoksa bir bilinmez mihrakta mısın?
huzur-u ilahi'de yanmakta mısın?
sırrınla namazı kılışın var ya.!

son tahhiyat artık senden eser var
bedende ruhuna bir latif yer var
gönlünden gönüle binbir sefer var
selamla bizlere gelişin var ya.!

tesbihata oturdun açıldı güller
tutuştu karşında bütün gönüller
duaya kalkarken mübarek eller
ölüyü diriltir bakışın var ya.!

mihraba yaslanıp oturuş biraz
karşında seyyidler pür edep pür naz
bakıpta seyretmek ne büyük bir haz
mübarek sakalını tutuşun var ya.!

kabul vakti,yoldan gelen yolcu var
sefer vakti yolu olan yolcu var
bir yerlerde hasret kalan yolcu var
uzatıp ellerini verişin var ya.!

uzatılan,bu tuttuğum el midir?
nasıl kokar,cennetten bir gül müdür?
tutanların kurtulduğu dal mıdır?
elimi elinde tutuşun var ya.!

ziyarettir bir anda bitiverir işte
şimdi sıra çok önemli bir işte
sıra sıra derdimizi deyişte
sessizi kulağına çekişin var ya.!

virdi olan torpilli çok dinlersin
derdi olan dua eder yollarsın
bakışınla ufukları kollarsın
alemi sevgiyle sarışın var ya.!

günahımızla geldik efendim, bizler
arandık,hep seni gösterdi izler
huzurda yerini alınca dizler
tövbe bohçasına derişin var ya.!

derman buldu kalpler sarıldı yara
orada yer değişti ak ile kara
gidercesine yep yeni ufuklara
heybetle yerinden kalkışın var ya.!


SÖZ-YORUM:Dr-YAKUP ZİYA GENC

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 08:04  

Gül yüzünü rüyamizda
Görelim ya Resulallah
Gül bahçene dünyamizda
Girelim ya Resulallah (s.a.v)

Veda edip masivaya
Yalvarip yüce Mevlaya
Sefaati Mustafa'ya
Erelim ya Resulallah (s.a.v.)

Askinla yasarir gözler
Firakinla yanar özler
Mübarek ravzana yüzler
Sürelim ya Resulallah(s.a.v.)

Sensin gönüller sultani
Getiren yüce Kur'an'I
UGruna tendeki cani
Verelim ya Resulallah(s.a.v.)

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 12:58  

Azimle kararlılıkla yılmadan
Ter ise ter dökerek
Gözyaşı ise gözyaşı dökerek
Çile ise çile çekerek kalplerde...

Sevgi ve tebessüm kıpırtılarını
Yakaladığımız zaman Surat asmak
Yerine gülümsemeyi
Ağlatmak yerine ağlamayı...

Ve anlamayı kalp kırmak
Yerine güzel sözler söylemeyi de
Başarmış olacağız
Ter döktüm gözyaşı döktüm...

Çile çektim yumuşak kalplilik
Benim neyime diyemeyiz dostlar
Dememeliyiz Çileyle sevgiyle
Yoğrulmayan yürek...

Hakikat sırrına nasıl erer
Hem beklenen gün gelecekse
Çekilen çile kutsal değil mi
Dikensiz gül olur mu hiç
Sancısız doğum olur mu dostlar...

SÖZ-YORUM:S.SAKİ EROL

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 09:28  

Yıldırım misali parladım söndüm
Gözlerin dağıttı ordumu Gülüm.
Saddam'ın elinde Kuveyt'e döndüm
Aşkın işgal etti yurdumu Gülüm...

İlk gönül yaramı zaman sararken
Doluya tutuldum rahmet ararken
Ayaklar altına atıp kırarken
Gururum dilini yordu mu Gülüm?...

İnan ne bahtıma ne sana küstüm
Talihin kahrını bağrıma bastım
Eşimden dostumdan umudu kestim
ALLAH'dan beklerim yardımı Gülüm!...

Sakın mağrur olma,övünme aman!
Acıyan bulunsun düştüğün zaman
Yamanmış feleğin sillesi yaman!...
İnsafsız vuruyor vurdu mu Gülüm!...

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 09:55  

Lütfetmek, ihsan etmek kapısıdır tasavvuf,
Vefa ve fedakârlık yapısıdır tasavvuf.

Hakikate sımsıkı bağlanmaktır tasavvuf,
Aşkın ateşi ile dağlanmaktır tasavvuf.

Küfürden, günahlardan sakınmaktır tasavvuf,
Her yerde edebini takınmaktır tasavvuf.

Gaflet uykusu ile yatmamaktır tasavvuf,
Evliyalık ve keramet satmamaktır tasavvuf.

İyi şeylere kötü dememektir tasavvuf,
Üstadına suizan etmemektir tasavvuf.

Helal lokmalar ile beslenmektir tasavvuf,
İslam ahlakı ile süslenmektir tasavvuf.

Tasavvuf, vaktimizin değerini bilmektir,
Daha ölmeden önce, hayattayken ölmektir.

Dolduran olup döken, olmamaktır tasavvuf,
Gonca gül olup diken, olmamaktır tasavvuf.

Aşk ateşiyle yanıp, kül olmaktır tasavvuf,
Hak aşkıyla sararıp ve solmaktır tasavvuf.

Tasavvuf; davaları, terk etmektir demişler,
Hakka olan inancı, berk etmektir demişler.

Tasavvuf, ulemanın yolunu izlemektir,
Duyulan ayıpları, sırları gizlemektir.

Tasavvuf, dinimizin ahkâmına uymaktır,
Aşkın acılarını ta gönülden duymaktır.

Tasavvuf, fırsatları kollamaktır, gütmektir,
Malayaniler ile mubahı terk etmektir.

Tasavvuf, günahlardan, mekruhlardan kaçmaktır,
Engel olmayıp, Hakka giden yolu açmaktır.

Tasavvuf boş zamanı bir ganimet bilmektir,
Ehl-i sünnet olmayı, büyük nimet bilmektir.

Tasavvuf yasaklardan çekmektir ellerini,
İyi bilmektir kalbin değişen hallerini.

Tasavvuf hiç kimseyi incitmemektir asla,
Beytullahı yıkmaktan büyük günahtır daha.

Tasavvuf, hiç kimseye yük olmamak demektir,
Haktan gelene hiç yılmamak demektir.

Tasavvuf, Cennet için tohum ekmek demektir,
Nefsi sorgu suale, her an çekmek demektir.

Tasavvuf, Hakkın yanan mumu ve ışığıdır,
Tasavvufu yaşayan gerçek hak aşığıdır.

Tasavvuf hâl işidir, yaşayan bilir ancak,
Aşkın ağır yükünü taşıyan bilir ancak.

Tasavvuf, istenilen güzel huyun başıdır,
Hayrı şerden ayıran sağlam mihenk taşıdır.

Tasavvuf, yanan aşkın hiç sönmeyen közüdür,
Tasavvuf, ilmin, zühdün ve takvanın özüdür.

Tasavvuf, ruhu ile nefsi savaştırandır,
İman-ı hakikiye bir gün kavuşturandır.

Tasavvuf, sapıklardan uzaklara kaçmaktır,
Tasavvuf, Hak ehli zatlara kucak açmaktır.

Tasavvuf, dine uymak için belli sebeptir,
Tasavvuf, baştanbaşa güzel ahlak, edeptir.

Tasavvuf, Rabbimizin kaderine rızadır.
Nefsimizi terbiye, ona uygun cezadır,

Tasavvuf, bırakmaktır her cins uzun emeli,
Çalışıp artırmaktır her gün güzel ameli.

Tasavvuf, öven ile yereni denk tutmaktır,
Uygunsuz gelen sözü, yüksünmeden yutmaktır.

Tasavvuf dinimizin farklı ilim koludur,
Güzel ahlak örneği Evliyanın yoludur.

Tasavvuf, istisnasız, tâbi olmaktır dine,
Hep rehber edinmektir ulemayı kendine.

Tasavvuf, Allah için gözyaşları dökmektir,
Her zaman iyiliğin tohumunu ekmektir.

Tasavvuf, cömertliktir, her yerde hep vermektir,
Tasavvuf, yalnız kendi kusurunu görmektir.

Tasavvuf, kibretmekten kaçıp uzak durmaktır,
Nefsin hilesine gizli tuzak kurmaktır.

Tasavvuf, nutuk çekmek değil, bir hâl işidir,
Derviş, yeri gelince, sükût eden kişidir.

Tasavvuf ehli, uzak durur kötü ahlaktan,
Çok çekinip sakınır daim haktan hukuktan,

Sofi, hep çile çekip meyvesini oldurur,
Hem de kalbini güzel huylar ile doldurur.

Tasavvuf, tamamıyla gerçek İslamiyet’tir,
Mevla’ya, kayıtsız ve şartsız teslimiyettir.

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 09:43  

sevmek" dedim.
"yoluna ölmek" dedi.
"yol" dedim.
alıp başını gitmek dedi.
"gitmek" dedim.
Bir "ahh" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi.
"dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı.
"yüreğime nasıl koysam bilemediğim"dedi.
"yürek" dedim.
dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"dünya" dedim.
"hayatın bir yüzü" dedi.
"yüz" dedim.
"ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"giz" dedim.
"hep çözmeye çalıştığım" dedi.
"çalışmak" dedim.
"bitmeyecek öykü" dedi.
"öykü" dedim.
"binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"gizlemek" dedim.
"işte her şeyin bitimi" dedi.
"şey" dedim.
"sevda" dedi.
"sevda" dedim.
"peşinden koştuğum" dedi.
"koşmak" dedim.
hayat bir maraton" dedi.
"hayat" dedim.
"öyle kısa ki!." dedi.
"niçin kısa?" diye sordum.
"yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"yaşanması gereken ne var?" diye sordum.
"aşk" dedi.
"kaç kere?" diye sordum.
"bin kere" dedi, "milyon kere"
"neden bir kere değil?" diye sordum.
"bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.
"önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"keşke olsa" dedi, "ama önce yoğrulmak gerek"
"acı çekmek mi?" diye sordum.
"evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
"yok olunca!." dedim.
"işte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
"gerçek aşk!." dedim.
"büyük o!" dedi.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"neden sustun?" diye sordu.
"yüreğim titredi sanki" dedim.
"neden?" diye sordu.
"bilmiyorum" dedim. "büyük o!"
"evet." dedi, "büyük o!"
"nerede?" diye sordum.
"her yerde" dedi.
"nasıl?" diye sordum.
"yüreğini aç" dedi.
"yüreğimi açmak!." dedim.
"bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"tebessüm" dedim.
"her kapının anahtarı" dedi.
"kapı" dedim.
"girmeden bilemezsin" dedi.
"ya korku!" dedim.
"bilinmeyenden korkar insan" dedi.
"ben bilmiyorum" dedim.
"neyi?" diye sordu.
"ben'i" dedim.
"sen kimsin?" diye sordu.
"ben kimim?" diye sordum.
"sevgiyle beslenensin" dedi.
kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"büyük o'nun." dedi.
Durdum. Durdum. Yine sustum.
"kimsin?" diye sordum.
"sen'im" dedi

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 11:40  

Yakıldın, yandın usanmadın hala,
Nereye kadar böyle deli gönül;
Bilirim istidadında var ama,
Aşk çok pahalı yüktür deli gönül..


Kah coşar kah durulursun nedendir,
Yer ettiğin çamurdan bir bedendir,
Aşk beden kabına sığmaz edendir,
Damlada fırtınadır deli gönül..


Nereye baksam aşk der inletirsin,
Hakk esmasından şiir dinletirsin,
Nefsime karşı beni kinletirsin,
Ruhla nefis savaşır deli gönül..


Öyle bir sırrı aldın ki içine,
Aşk denen o cevher senin neyine,
Kainatta yer edememiş kine,
Sende mi yer etti ah deli gönül..


Aşk cevherini faniye verirsin,
Firaka düşüncede delirirsin,
Aşk fani için değil öğrenirsin,
O, Allah’a (c.c.) aittir deli gönül..


Aşkı faninin cemalinde tattın,
Elması, bir can pahasına sattın,
Bu ticarette başta belki battın,
Sonunda Hakk’ı buldun deli gönül..


Fani mahbublar perdedir bilsene,
Perde ardında Cemil’i görsene,
Mecazdan Hakiki aşka dönsene,
İstidadın O’nadır deli gönül..


Kainat kitabı seninle çözüldü
Aşk alfabesiyle hakikat görüldü,
Nefsin defteri ancak seninle dürüldü,
Gayba açılan pencerem deli gönül..

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 11:00  

Hani ben çemberin en dışındaydım ya..
Hani bağırıyordum da sesimi kimse duymuyordu.
Hani uzatıyordum elimi bataklıktan cıkmak için.
Hani uğraşıyordum da habire batıyordum ya..

Hani ne anam ne babam anlıyordu beni.
Ne dostum ne arkadaşım ne kardeşlerim.
Sultanım hani sen benim elimden tutmuştun ya..

Hani benim necis halime aldırmadan bağrına basmıştın.
Hani ilk menzile gelişim vardı ya..

Hani sen bana uzun uzun bakmıştın.
Hani ben orda utancımdan yerlere batmıştım.
Hani gözlerim ilk defa Allah için ağlamıştı.
Hani bir gün sen Hane-i Saadete gidiyordun ya..

Hani bende arkandan ne olur banada bak diye yalvarmıştım.
Hani babacığım sultanım sende dönüp bakmıştın ya tebessümle.

Hani beni dizinin dibine oturtupta elimden tutmuştun.
Hani bende gül kokulu ellerinde söz vermiştim.
Ya Rabbi ben çok pişmanım diye.
Hani sende bana şahitlik etmiştin.

Hani babacığım ben hep sözümü bozup gelirdim ya..
Hani sen yinede şefkatla merhametle bakardın.
Hani yine severdin bana dua ederdin.

Ben yine gül kokulu ellerinden tutar,
Bir daha yapmıyacağım derdim.
Hani babacığım sen bana nazar ederdin ya..
Yine öyle bak bana babacığım....

- Etiketler: , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 09:59  

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.


Mehmet Akif Ersoy

- Etiketler: , , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 04:28  

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...

Necip Fazıl Kısakürek

- Etiketler: , , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 04:09  

Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat ASYA

- Etiketler: , , , , , , , Gönderen ravzagulleri zaman: 03:59